2 Şubat 2015 Pazartesi

C. Karagiannidis & D. Papadatos: Umudun Hükumeti, "Süreksizliğin" Hükumeti

Birkaç gün önce kurulan hükumet, kamuoyunda talep edildiği gibi "tüm Yunanların hükumeti." Yunanistan'ı uluslararası alanda temsil edecek ve sadece kendisine oy verenleri değil, oy kullanmayan %36'yı ve diğer partilere oy verenleri de önemsemeli. Ama bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde; Pazar gecesi birbirlerini bunca yıl boyunca tahvillerin kendilerini bağladığı sıkılıkta birbirlerini kucaklayan erkek ve kadınların, onca yıl sonra iç savaşın ardından kaybettiği vatandaşlık hakkını hatırlayan yaşlı adamın, telefon edip SYRIZA kazansın diye dua ettiğini ve şimdi mutlu olduğunu söyleyen bir göçmenin hissettikleri, Aralık 2008'deki ayaklanmalarda henüz çocuk olup da şimdi işsiz olan genç kadın ve erkeklerin gözyaşları, SYRIZA'nın hükümlüler arasında da en çok oyu alması, Alexis Tsipras'ın yeminini etmesini takiben Naziler tarafından 1944'te Kaisariani Skopeftirio'da idam edilen direnişçileri anması, Yunanistan'daki yönetici sınıfın büyük gazetesi Kathimerini'nin başyazısında "burjuva politik güçlerin başarısızlığından" bahsetmesi ve elbette son mitinge Podemos lideri Iglesias'ın katılarak İspanyolca ve Yunanca selamlaması ve İtalyan Komünist Yeniden Yapılanma Partisi'nin bayraklarının görülmesi var. Bunlar tarihi bir zaferi işaret eden anılar, yolculuklar ve umutları gösteriyordu.

Karşı taraf ise kendi yenilgilerine bahane olarak kendi iletişim stratejilerini gösteriyorken bu sonuç yurtdışında kemer sıkma politikalarının reddi olarak kabul ediliyordu. Yeni Demokrasi (ND) sonucu SYRIZA'nın şeytanlaştırılmasına ve korku retoriğine bağlıyor hatta burjuvaziyi güya hayal kırıklığına uğratan neoliberal reformlara inanç eksikliğinden bahsediyor. ND'de akıllarda sorunun, Samaras'ın uygulamaktan hiç pişmanlık duymadığını söylediği dayatılan kemer sıkma politikalarının olabileceği geçmiyordu bile: Bağnaz birisi için sorun asla yanlış politika tercih edilmesi değildir, kötü tanıtılması ve uygulamasındaki tutarsızlıktır. Beklendiği gibi hata yeni duruma da uyduruldu. ND'li analistlere göre SYRIZA, ya "gerçekçi bir dönüş" yapacak (yani ND'nin kaybetmesine yol açan politikaları kabul edecek) ya da ND iletişim stratejisinin başından beri söylediği gibi seçim öncesi "romantizminde" ısrar ederek ülkeyi maceralara sürükleyecek.

Şu ana kadar tek "gerçekçi dönüş" ND'nin korku kampanyasının ön cephesinde bulunan, stratejisinin mimarı gibi davranan ana akım medya tarafından yapıldı ve şimdi gerçeği itiraf ediyorlar. Sonuçlar ND için kabul edilemez: Kathimeri'den bir gazeteci "Seçimler ya para vaat ederek ya da korku salarak kazanılır ve sadece SYRIZA para vaat etti" diyerek istemeden de olsa ND'nin, rakiplerinin programlarını kötülemek yerine yaşanan insanlık krizine çözüm olarak kendi programını sunması gerektiğini itiraf etti.

***

ND, otoriter bir politikayı savunarak Avrupa'yı temelinde çatışmalar ve problemler olmayan tek bir bütün olarak gördü. Motoru kemer sıkma olan bir tren gibi. AB'nin bir tren olarak tarifini aşırı sağcı eski bakan Adonis Georgiadis, seçim öncesinde kendi çektiği saçma bir videoda yapmıştı. ND'nin toparlanması için çok zaman gerekecek. Aynısı merkez sol için de geçerli. DIMAR'ın hayal kırıklığı yaratan sonuçları ve Papandreu'nun yeni partisinin parlamento dışında kalmasından PASOK'un yedinci, Potami'nin dördüncü olmasına dek SYRIZA'nın zaferi Merkeze şunu gösterdi: Bir sosyal kutuplaşma döneminde ya mücadele etmeden sağın önderliğini kabul edersin (ki böyle yaparak sonlarının gelmesine yol açtılar) ya da işçi sınıfıyla 90'lardan beri zayıflayan bağlarını güçlendirerek sağın çözülmesine katkıda bulunursun. Şimdiye dek Martin Schulz ve Francois Hollande, Yunanistan'da olup bitenleri Venizelos (PASOK) ve Theodorakis'den (POTAMI) daha iyi anlamış gibi görünüyor. Hem ekonomi hem de insan hakları alanında programlarının stratejik olarak karşı tarafta konumlanmasının gösterdiği gibi bu anlayış noksanlığı nedeniyle Sol bir hükumet için destek istemek tehlikeli olurdu.

***

SYRIZA'nın, seçim kampanyası boyunca iletişim alanındaki üstünlüğü çok açıktı ama 25 Ocak'taki zafer bir seçim pazarlamasının değil, bir politik stratejinin sonucuydu. Kathimerini'nin burjuva politik güçlerin başarısızlığı dediği şey eğer Sağ (ND) seçimleri kazansaydı bir sonraki gün ne olacağı önceden belirlenmiş olacağının kabulünden başka bir şey değildi. SYRIZA kazandı çünkü seçmenleri, tanımlanmış öncelikler ve "(kapitalist) ekonominin açık gereklilikleri"nin ötesinde, toplumun kitlesel katılımını temel alan yeni politikalar getirmenin mümkün olduğuna ikna etti. Başka bir deyişle SYRIZA politik umutların var olduğunu, çekincelerine rağmen önde gelen kuşkucuların ve ideolojik muhaliflerin kendilerine oy verdiğine seçmenleri ikna etti. Bu anlamda SYRIZA’nın zaferi halkın politikaya geri dönüşüydü ve fark Pazar sabahı oy verme yerlerinde çok belliydi: ND temsilcileri hiçbir yerde yoklardı. Onlar için herhangi bir umut kalmamıştı.

Bu dönüş kesin değil. Kısa vadede hükumetin ilan edeceği ilk önlemlere dayanıyor ve asgari ücretin 751 avroya yükseltilmesi, hastane giriş ücreti olarak 5 avro alınmasının kaldırılması, Yunanistan’da doğan göçmelere yurttaşlık verilmesi gibi kararlarla memnuniyet ve umut yarattı bile. Uzun vadede ve özellikle sert geçecek müzakerelerden dolayı SYRIZA’nın hükumeti elinde tutmayı sürdürebilmesi için daha geniş bir halk desteği umuduyla topluma ve sosyal hareketlere dönmesi gerekiyor. Bir parti olarak SYRIZA’nın kurması gereken bağlantı budur. Popülist bir sağ parti olan ANEL’in desteğine rağmen, Sol bir hükumetle Yunan halkının arasındaki bağı sıkılaştırmak özellikle bugünden yarına yok olmayacak toplumsal zararların olduğu bir dönemde varoluşsal bir öneme sahip. Yeni hükumet kendinden öncekilere hiç benzemediği için başarısı, tarihi semboller ve politik pazarlamayı aşmalı. Başarısı; işsizlerin ve 500 avroluk emekli maaşı alanların sıkıntıdan kurtarılmasından toplumsal ekonominin örgütlenmesine, polisin demokratikleştirilmesinden göçmen ve LGBT haklarına dek birçok politikasını savunmasına bağlı. Açık ki bu başarı kitlesel katılımı öngörüyor: parti içi demokrasinin güvence altına alınması, parti ve hükumet ve hükumet ve çeşitli hareketler arasındaki ilişkilerde göreli özerkliğin kurulması… Parlamenter/toplumcu temsiliyetin az devlet temsiliyetinin baskın olduğu otoriter demokrasi zamanlarında, burjuva hükumetlerin partilerin arka planda yer almalarını, en iyi ihtimalle seçim kampanyalarının organizatörleri olarak davranmalarını istediğini gösterdi. Eğer sol hükumet politik kesinti yaratmak istiyorsa bu sadece politik programla sınırlı kalamaz. Partinin ve hükumetin örgütlenmesini ve işlevini, başka bir deyişle umudun programının planlanması, denetlenmesi ve gerçekleştirilmesi sürecini de içermelidir.

Christos Karagiannidis – SYRIZA milletvekili
Dimosthenis Papadatos- RedNotebook Edtörü

Analyze Greece

Çeviri: Kontra Salvo

0 yorum: